Bir Sayfa Seçin

Beyaz

Keçi’nin

Öyküsü

Devam edeceğiz,

bazen bir keçi gibi tırmanarak, bazen bulutların geçip gitmesini izleyerek, bazen el al tutuşarak” 

Margo J. Knill

Saas-Fee’den en son ayrıldığımız  2019 yılının o Ağustos günü, herkes birbirine bol bol sarılıp vedalaştığı, gülümsediği ve hafif buruk hissettiği o öğleden sonra, sıra çok değerli hocamız sevgili Paolo J. Knill ile kucaklaşmaya geldi. Son bir defa teşekkür etme fırsatıydı bu aynı zamanda. Ayrılırken elimi sıkıca tuttu, “Türkiye’dekilere, İstanbul’daki arkadaşlarına selam söyle” dedi kısık, derin ve dokunaklı sesiyle ve ekledi “yolda giderken beyaz keçilere dikkat et, onlar sizi korur”. Anısızın davet ettiği bu imgeleme derin ve berrak bir bağlantı anına taşıdı bizi. Oldukça sıradışı güzellikle bir hayır duasıydı bu benim için. Yine nasıl titreştiyse sesi çok duygulandım, içime işledi. Zürih üzerinden İstanbul’a dönmek icin böylece yola düşmüştük eşim Jerry’le. Hava güneşliydi. Yol kenarında o gün keçilere rastlamadıksa da ertesi gün şehirde başka türlüsüne rastladık.

Ertesi gün Zürih’te meraklısının bildiği bir bit pazarının olduğunu öğrendik. Denk düşmüşken hem de hava güneşliyken uğramamazlık olmazdı. Zamandır yeni bir yaka iğnesi aradığımı hatırlatıverdi Jerry. Daha alana adım atalı bir kaç dakika olmuş, öylesin bir kaç tezgaha bakıp yanından geçmiştik kamera adeta tek bir tezgaha, hatta tek bir nesneye doğru yakın plan çekim yaptı. Gümüş olduğu sonradan söylenen bu nesneyle bakışım buluştu, onu hemen elime aldım ve yaka iğnesi olduguna emin oldum. İşte böylece, pastoral bir çerçevenin ortasında durmakta olan uzun bacaklı bana hafif gülümser gibi gelen keçiyle karşılaştık. Fiyatını soracağım sırada, sesini duydum tezgah sahibinin. Adam ne Almanca, ne İngilizce konuşuyordu. Bu dili iyi biliyordum;

“Zürih’te yaşamaktan memnunmuş
Istanbul’a arada gelip gidiyormuş
Bu keçi kaç yaşında ve nereden ona geldi
O da bilmiyormuş
Ama Osmanlı’dan kalan güzel gümüşleri varmış“

Evet, Türkçe gerçekleşen bu kısa sohbet ve küçük ölçekli pazarlık sonucunda, bu güzel keçi , İstanbul’a böylece inmiş oldu bizimle iki gün sonra. Her taktığımda o iğneyi iyi hissettim. Benim için doğru olduğunu hissettim, bana neşe verdiğini hissettim. O günden sonra Beyaz Keçi beni hiç bırakmadı. Algı mı seçti, kollektif bilinçdışı mı bilinmez, beklenmedik anlarda farklı bağlamalarda hep karşıma çıktı. Hatta bir gün dışavurumcu sanat terapisi seansında danışanın hareket araştırmasında keçiler geliverdi:) Gün geldi Beyaz Keçi Expressive Arts Institute Istanbul’un taşlarını yavaş yavaş döşedi. Kendi kendime logonun ilk eskizleri için keçiyle oynamaktan keyif alırken, bir gece Paolo’nun gülümsediğine dair kısa bir sahnenin olduğu bir rüya gördüm. Ertesi günü huzurla uyandım. 

Beyaz Keçi işte böyle beni bırakmadı, bana onu merakla dinlemek kaldı. Kendime bugüne kadar daha uzak hissettiğim bazı niteliklere, taze anlamlara taşıdı beni. Yakın çevremle de konuştukça farklı bir güç ve sıcaklık sardı içimi. Benden öte olan, hoş gelmiş oldu.

Sonra illüstrasyon konusunda bir profesyonele danışmak isterken sevgili Nur Genç sayesinde Serkan Akyol ile kesişti yolumuz. Onun sanatsal dili ve entellektüel birikimi, Beyaz Keçi’yi, Anadolu Medeniyetleri’nin mirasına aşina bu topraklara daha yakın, kendi yerini bulmasına yardımcı oldu. Sevgili dostum grafik tasarımcısı Aykut Genç son dokunuşları yaptı ( onun deyimiyle biraz daha “ikonik olması” gerekiyordu). Expressive Arts Institute Istanbul’un yolunu açan Beyaz Keçi, hayal gücünü gıdıklayan, çağrışıma açık bir yerlerde geziniyor, tam da sanatın ruhuna uygun. Bendeki sıfatları bende saklı, sizin ki de sizde olmalı.

Kuruluşunun üzerinden bir yıl geçmeden geçtiğimiz Eylül ayında Paolo J.Knill aramızdan ayrıldı. Halen üzüntüsü bizimle, özellikle çok uzun yıllar omuz omuza çalışmış ve beraber yaşamış olanlar için çok daha yaslı bir süreç ancak biz öğrencileri ve sevenleri onun yaşamını dünyanın farklı köşelerinden kutlamaya devam ederken aktardıklarını taşımaya devam etmek istiyoruz. Değerli eşi ve sevgili hocamız, şair Margo F. Knill’in bir yazışmamızdaki ifadesiyle “Gururla yola devam edeceğiz, bazen bir keçi gibi tırmanarak, bazen bulutların geçip gitmesini izleyerek, bazen el al tutuşarak ve her daim Paolo’nun sevgisi ve bilgeliğiyle sarmalanarak, devam edeceğiz”.

Gerisi, yaşamla ve yol arkadaşlarıyla da beraber şekillenmeye devam edecek olan İsviçre’nin Alp’lerinden buralara uzanan bir simyanın öyküsü olsun bu.

Fulya Kurter Musnitsky

 

Paolo J Knill Fulya Kurter

2018 Yazı, Saas- Fee Paolo J Knill ve ben